reklam
reklam
hava
DOLAR 32,2511 % % 0.14
EURO 35,0023 % % 0.27
GRAM ALTIN 2.418,47 % % 0,36
ÇEYREK A. 3.954,19 % % 0,36
BITCOIN 68.930,00 % 3.285
SON DAKİKA
Google News

Gıda ve enerjide olası arz kısıtlarının enflasyonda yukarı yönlü baskı oluşturabileceği belirtiliyor

Son Güncelleme :

14 Ekim 2023 - 17:15

reklam
Gıda ve enerjide olası arz kısıtlarının enflasyonda yukarı yönlü baskı oluşturabileceği belirtiliyor
reklam

OECD başekonomisti Lombardelli, “Gıda ve enerji fiyatlarının birçok ülkede tüketici fiyatlarındaki ağırlığı göz önüne alındığında, enflasyonda yeni yukarı yönlü baskılardan endişe etmek için yeterli neden var.” dedi.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) başekonomisti Clare Lombardelli, AA muhabirinin enflasyonist baskılar, merkez bankalarının para politikası kararları ve Türkiye ekonomisindeki gelişmelere ilişkin sorularını yanıtladı.

Küresel ekonominin enflasyon ve düşük büyümenin yarattığı çifte zorlukla karşılaşmaya devam ettiğini dile getiren Lombardelli, “Enflasyonun inatçılığı önemli bir endişe kaynağı. Enflasyonun daha inatçı olması para politikasının daha da sıkılaşmasını gerektirebilir ki bu da ekonomi üzerinde baskı oluşturacak bir unsur. Bu durumda finansal piyasalar risk ve getirileri yeniden değerlendirirken, durum finansal varlıklarda ani ve önemli fiyatlamanın görülme ihtimalini artırabilir.” diye konuştu.

Lombardelli, enflasyonla bağlantılı bir başka endişe veren durumun ise para politikasının kapsamı ve hızı olduğunu dile getirdi.

Dünya genelinde enflasyonu düşürmeye yönelik hızlı ve kararlılıkla uygulanan para politikasının doğru olduğunu vurgulayan Lombardelli, “Enflasyonist baskının kalıcı bir şekilde azaldığına, kısa vadeli enflasyon beklentilerinin daha da yumuşadığına, iş gücü ve ürün piyasalarında aşırı kaynak baskılarının azaldığına dair açık işaretler oluşana kadar para politikasının kısıtlayıcı kalması gerekiyor.” dedi.

Lombardelli, para politikasındaki sıkılaşmanın etkilerinin giderek daha görünür hale geldiğine işaret etti. Japonya hariç büyük ekonomilerde bankaların kredi kullandırma standartlarının sıkılaştığını ve kredi büyümesinin birçok ekonomide yavaşladığını belirten Lombardelli, konut kredilerinde keskin düşüş görüldüğünü söyledi.

Para politikasındaki sıkılaşma devam ederken enflasyonun bu yıl ve 2024’te kademeli olarak yavaşlamasını beklediklerini dile getiren Lombardelli, şöyle devam etti:

“Ancak çoğu ekonomide enflasyonun merkez bankası hedeflerinin üzerinde kalmasını bekliyoruz. Diğer yandan, para politikasının hızlı ve küresel olarak senkronize halde sıkılaştırılmasının tam etkilerinin 2024’te büyüme öngörülerini şekillendireceğini öngörüyoruz. Bunun yanı sıra enerji piyasalarında sıkışıklık devam ediyor ve petrol, kömür ve gaz piyasalarında arz kesintileri ihtimali söz konusu. Gıda fiyatlarının yeniden artması ve arz kısıtları, gıda güvenliğini kötüleştirebilir.

Gıda ve enerji fiyatlarının birçok ülkede tüketici fiyatlarındaki ağırlığı göz önüne alındığında, enflasyonda yeni yukarı yönlü baskılardan endişe etmek için yeterli neden var. Ayrıca, Çin’deki beklenenden daha keskin görülen yavaşlama önemli bir risk haline geldi ve bu durum ülkenin ana ticaret ortaklarındaki büyümeyi baskılayabilir.”

“2024’ün belirli bir dönemine kadar faiz indirimi muhtemel değil”
Lombardelli, enflasyonu kalıcı olarak düşürme, maliye politikası desteğini ayarlama ve sürdürülebilir büyümeyi canlandırma ihtiyacının politika yapıcılar için de zorluklar yarattığını ifade etti.

Enflasyonist baskının kalıcı bir şekilde ortadan kalktığı yönünde net işaretler oluşana kadar para politikasının kısıtlayıcı olması gerektiğinin altını çizen Lombardelli, “Bu durumun, çoğu gelişmiş ekonomide 2024’ün belli bir dönemine kadar herhangi bir politika faizi indirimini sınırlandırması muhtemel. Temel enflasyon baskısının özellikle kalıcı olduğu durumlarda bazı ek faiz artışlarına hala ihtiyaç duyulabilir ancak çoğu ekonomide politika faiz oranları zirvede veya zirveye yakın görünüyor.” diye konuştu.

Lombardelli, küresel ekonomideki mevcut sorunlar nedeniyle tüm ülkelerin giderek artan harcama baskılarıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bunun da ötesinde, düşük gelirli ülkelerde borç sıkıntısının artması da endişe verici. Bu artış, kredi sağlayan tüm ülke ve kurumların borç yüklerinin sürdürülebilir olmasını sağlamak ve kalkınmanın önündeki önemli aksaklık riskini azaltmak için ortak harekete geçmelerini özellikle acil hale getiriyor.” dedi.

“Türkiye ekonomisi bu yıl yüzde 4,3 büyüyecek”
Türkiye ekonomisindeki son gelişmeleri ve atılan adımları da değerlendiren Lombardelli, OECD’nin geçen ay yayınladığı ekonomik görünüm raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 4,3 büyüyeceğini ve 2024’te büyümenin yüzde 2,6’ya çekileceğini öngördüklerini anımsattı.

Daha sıkı mali koşullar, mali konsolidasyon ve yüksek enflasyonun hane halkı tüketimini yavaşlatmasını beklediklerini dile getiren Lombardelli, “Ancak bu yılın başında yaşanan depremlerin ardından devam eden yeniden inşa faaliyetleri nedeniyle yatırım artışı yüksek kalacak. Enflasyon ise aşağı yönlü bir seyir izleyecek ama yine de 2024’te enflasyonun yüzde 40 seviyesinde olacağını öngörüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Lombardelli, şunları kaydetti:

“Yeni ekonomi yönetiminin mali konsolidasyona yönelik attığı adımlar ekonomiyi yeniden sürdürülebilir bir patikaya koymak açısından önemli. Bu tedbirler olmadan cari açık hızla artardı. Bu açıdan mali disiplinin yeniden tesis edilmesi önemli çünkü ihtiyatlı maliye politikası, Türkiye’de son 20 yıldır önemli bir dayanak oluşturdu.

Merkez Bankası da enflasyon görünümünde önemli bir iyileşme sağlanana kadar para politikasını gerektiği kadar sıkılaştırmaya kararlı olduklarını söyledi. Bu, memnuniyetle karşılanan bir durum. Öte yandan, enflasyon inatla yüksek kalıyor. Yapısal reformlar, makroekonomik çerçeveyi istikrara kavuşturmaya ve uzun vadeli büyüme potansiyelini artırmaya yönelik mevcut çabaları destekleyebilir.”
AA

reklam

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.